Sevginin Çarpanlarına İç Döküş

.

.

Ben arkadaşlarıma aşık olmam. Aşık olmadıklarımın arasından arkadaş seçerim. O, sade bir zihin birlikteliğidir. Anlaşmak ve anlaşılmak isterim. Düşüncelerimin ve varlığımın sevilmesi kafidir. Her anımda yanımda olmasa da olur, ben de onun yanında olmasam da olur. İstemediğimde bana ulaşmasın, sevgimiz bir alış-veriş üzerine kurulmasın. Uzaktan birbirimize değer verelim ve yan yana geldiğimizde çok iyi zaman geçirelim. Ama aşk öyle değil. Ondan beklentim var. Alacaklarım var. Vereceklerim var. Tutkum var. Kavgam var. Onu tüketmek isterim. Hiçbir boşluk bırakmadan deneyimlemek isterim. Onunla haşır neşirken arkadaşlarımla olamam. İstemem de… O, üçüncü ve daha fazlasıyla oynayamayacağın bir oyundur. Biri Monopolydir diğeri satranç. Aşk karnımı doyurur, arkadaşlık keyif atıştırmalığıdır. Aşık olunca mutlu olurum, arkadaşsız kalınca mutsuz olmam. Çünkü kendi kendimin en iyi arkadaşıyım. Bu yüzden en çok kendimi kaybetmekten korkarım. Sonra gidip kendimi kaybedecek aşklara saplanırım. Aşk, korkularımı yenmek için kendimi zorlamamdır. Aslında her deneme, kendimle sevgili olmaya giden bir aşamadır. Arkadaşlarım bu yolculuğun tanıklarıdır. Çünkü insan sadece oyunu değil, seyircisini de seçer. Sanat, sanat için de toplum için de değildir. Her şey insanın kendisi içindir. Çünkü kendi olmayan, kendiyle kalamayan, kendini onaylamayan ve kendini kucaklamayan kimse, kolektifte var değildir. Aşk, kendin olmanın çekirdeğine giden yasak meyvenin yan etkileridir. Arkadaşlarsa benim için vitamin takviyesidir.