İnsan/laş/ma

.

.

Ulusal bir kanalda rastladığım haber sonrası bu yazıyı yazmaya karar verdim. Şimdiden söylemeliyim ki bu, bir rahatsızlığın dile getirilişidir. Gönüllülük temelinde faaliyet gösteren STK kuruluşlarını takdir ediyorum ve sözüm onlara değil, ancak STK’ların sadece insanlar içinmiş gibi davranılmasına karşı tepkiliyim. Yazımın başında bahsettiğim bu haber, rehber köpekleri ile ilgiliydi. “Türkiye’nin görme engelli vatandaşlara rehberlik eden ilk köpeklerinden biri emekli oldu” başlıklı bir sunum. Burada değinmek istediğim ve okuyan herkesin içinde sormasını rica edeceğim soru şu: Hayvanları neden sürekli insanların hizmeti için yaratılmış gibi algılıyoruz? Bu düşünce nereden geliyor? Oysa yeri gelen her an insanların, düşünme ve iş yapabilme kabiliyetinden dolayı hayvanlardan üstün tutan bir anlayış var. O zaman insanlar neden hayvanlara rehber olmuyor? Barınaklarda fiziksel ve ruhsal engeli olan binlerce hayvan ölürken, yaşam mücadelesi verirken, içlerinden en çok, bir zaman bakılıp sonra sokağa terk edilen cins olanların sahiplenilmesi de hiç yardımseverlik gibi gelmiyor bana. Yüzlerce gözleri görmeyen, ayakları tutmayan, duymayan engelli canlımız var. Gönüllü kuruluşlar (ki hayvanın gönlünün olup olmadığını da bilmiyoruz, bir anda eğitime alınıp bir görev addediliyor ona) neden sadece engelli insanlarla ilgileniyor? Engelli hayvanların da gönüllü rehberliğe ihtiyacı var. Hem de insanlardan daha çok var. İnsanlar da engelli hayvanların yaşamlarının her anında görev alsın. Biraz da insanların eğitilip hizmet ettiği hayvan STK’ları için çalışılsa ne olur? (Bu alanda emek veren ve çalışan her bireyi tenzih ediyorum elbette. Onlar var olsun!)

Dünya da doğa da sadece insan yaratığına ait değil. Her şey onun hayatını idam ettirmek içinmiş gibi kullanılması beni çok öfkelendiriyor ve yaralıyor. Her yaşam biriciktir ve değerlidir. Sizin eviniz var. Paranız var. Haklarınız var. Seçim yapma ve oy kullanma şansınız var. Ekmeğiniz var. Aileniz var. Hukukunuz var. Konuşabiliyorsunuz. Peki ya onların? Yuva edinilmeyen canların neyi var? Sabah işe giderken, akşam evinize dönerken, sosyalleşmek için dışarı çıktığınızda yolda gördüğünüz evsiz insanlar gibi; her arabanın altında, her köşede ve kenarda gördüğünüz onca ailesiz patililere ne olacak? Zaten, doğayı gasp eden ve açgözlülüğü yüzünden sokakları hayvan kaynayan bir ülkeyiz. Bunun haber yapılıp, buna son verilmesi için bilinçlenme ve yasalaşma önermek yerine, “sevimli haber” adı altında hizmetkâr olarak kullanılan köpek haberi yapılıyor. Neden? Çünkü “insan hayatı biricik.” Hayır efendim, değil! Şartlar eşit değil bir kere. Sen de gözleri görmeyen köpeğe rehberlik edip, “gönüllü” destek olduğunda ve bunu görünür kılmak için haber yaptığında yine de “sevimli” değil, ama en azından adaletli olacak. Yaşayan her canlı doğaya aittir. Doğa, herkese eşit derecede yakındır. Kaba etinizden kurallar uydurarak zalimliğe devam etmeyin. Her canlının yaşam hakkı eşit derecede önemlidir!