Eda Gizem Arslan – Ölümün Gölgesinde (UMBRA MORTIS) kitap tanıtımı

.

.

ÖLÜM KAPINI ÇALDIĞINDA NEREYE KAÇABİLİRSİN?

Lara’nın hayatı semtinde işlenen seri cinayetlerden sonra bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı. Kurbanlarını çarpı işaretiyle damgalayan bir katil… Korkuya teslim olmuş bir semt ve giderek daralan bir çember.

Peki, sen katili bulabilecek misin?

Yoksa bir sonraki kurban sen mi olacaksın?

Kitabımın tanıtımında geçen “Yoksa bir sonraki kurban sen mi olacaksın?” cümlesine dikkat çekmek isterim. Bu son cümlenin kitapta okuyan kişiyi kurban etme gibi bir özelliği yoktur. Bu bir metafordur. Günümüzde bir kadın olarak bir sonraki kurbanın biz olmamızın olasılığı oldukça yüksektir. Kadın cinayetleri günümüzde her gün artmaktadır. Kitapta da ana karakterimizin yaşadığı korkular, babası bir polis olmasına rağmen ve etrafında onu desteklemeye çalışan insanlar olmasına rağmen sürmektedir. Katil birçok kez ana karakterimizin de hedef olabileceğini gösterir. Polisiye yazmış bir kadın olarak, kitabın içinde birçok kez bir kadının gereksiz yere öldürülme ihtimalini konu aldım. Bir psikopat nelere yol açabilir görülsün istedim. Kitapta cinayetler seri olmasına rağmen, günümüzde sırf keyfi istedi diye sokakta kadınları katleden caniler çoktur. Ana karakterimizini “Kendimi o kadınların yerine koymaktan alamadım” cümlesi bile günümüzü yansıtmaktadır. Bir kadın öldürüldüğünde biz de kendimizi onun yerine koyarız. Her defasında korkularımız artar. 

Ana karakterimizin hayatı da bizim gibi normaldir aslında. En az bizim kadar sıradandır. Okuluna giden üniversiteli bir kızdır. Zor durumlarda bile derslerini düşünür. Bir yandan da semtinde, yakınlarında yaşanan cinayetleri düşünür. Sokakta gördüğü bir kızın öldürülmesine kafa yorar. Belki birçoğumuz onun kadar yakınlarda görmedik öldürülen kadınları ama onun kadar hissettik. Her gün karşımıza bir başka kadın cinayeti çıktı ve biz hem kahrolduk hem de “Ya bir sonraki ben olursam” diye düşünerek kendimizi yedik. Ülkemizde maalesef ki cinayetler gündemde bile olsa çözümsüz kalabiliyor. Şimdi bir de karşımıza SSÇ kavramı çıktı. Canımızın günden güne daha değersiz olduğunu hissediyoruz. Gençlerimiz ve kadınlarımız sürekli öldürülüyor ve biz ses çıkarsak bile ne yazık ki bir sonuç alamıyoruz. Kaybettiklerimizle kalıyoruz. Bu kitabı yazarken birçok kez kendimi bu hissi yaşarken buldum. Her bir kadın cinayetinde kendimi kendi yarattığım o karakterin yerine koydum. Ana karakteri de bu şekilde yönlendirdim çoğu zaman. Çünkü gerçekler anlatılmalıdır. Gerçekler ne kadar dile getirilirse o kadar farkındalık yaratır. Belki kitabın sonu bir polisiye olmasından ötürü günümüze çok benzemez ama yine de bir şekilde kendi içimde adaleti sağlamaya çalıştım. 

Bir birey olarak adaletsizlik karşısında susmayı kınayan bir insanım ve hayatımı da buna göre yaşıyorum. Bir yazar olarak da bu düşüncemi yazılarıma taşıyorum. Hayat bize her zaman adaletli gelmeyebiliyor. Adaletin sağlanması için sesimizi kullanabilmemiz ise kesinlikle bir lütuf. Hepimize daha az cinayet haberi ve daha adaletli bir dünya diliyorum. Kitabımı okumak isterseniz Kitapyurdu üzerinden temin edebilirsiniz. Linkini aşağıda bulabilirsiniz:

https://www.kitapyurdu.com/kitap/olumun-golgesinde/749871.html