Yapay zeka müziği

Yapay zeka müziği, müziğin sonu mu?

.

.

Suno’yu hepimiz duyduk: Bir yapay zeka müzik üretimi uygulaması. Yapay zekanın basit bir görseli bile oluşturamadığı zamanlardan, gerçeğiyle arasındaki farkı anlamanın neredeyse mümkün olmadığı şarkılar yaptığı zamana, baktığımız zaman çok kısa bir sürede geldik. Teknolojinin bu denli hızlı ilerlemesi, şu soruyu beraberinde getiriyor: Yapay zeka, insan müzisyenlerin yerini alabilir mi? Yapay zeka müziği, müziğin sonu mu?

The Velvet Sundown grubunu belki dinlemişsinizdir. Grubu dinleyen insanlar, önce grubun yapay zeka olduğunu bilmediklerini, öyle olduğunu öğrenince çok şaşırdıklarını söylüyorlar. Grup, bir saykodelik rock grubu ve şarkıları yapay zeka ile üretiliyor. Biz dinlediğimiz zaman klasik, belki klişeleşmiş rock şarkıları duyuyoruz. Ama şarkıları, grubun yapay zeka olduğunu bilmeden dinlemek, gerçekten de fark edilmeden geçilmesine sebep olabilir.

Yapay zekanın birtakım işleri ele geçireceği uzun zamandır konuşuluyor. Şu ana kadar gözle görülür bir şey görmek pek mümkün olmadı, birçok işi önceden de makineler devralmış olsa da bu devralma, insanın yapması gereken yeni işler de ortaya çıkarıyor. Yapay zekanın şu an koca bir sektörü tamamen insanlardan devralması gibi bir durum yok; sanat yapıp yapamayacağı, insan sanatçıların yerini alıp alamayacağı da, her yeni gelişmede tartışılıyor. Yapay zeka bu kadar gelişmişken, ürettiği şeyler gerçeğinden ayırılamaz durumdayken, gerçekten insan sanatçıların yerini alıp alamayacağına bir bakalım.

Yapay Zeka, İnsanın Ürettiği İşler ile Eğitiliyor

Yapay zeka

Belki de ilk konuşulması gereken konu bu. Yapay zekanın ürettiği her şey, insanın ürettiği işlerden türüyor. Ürettiği görseller, yazılar, şarkılar, hepsinin kaynağı insan üretimi. Hatta sırf yapay zeka üretim yapabilsin diye üretilen işler var. Bu anlamda üretimin sınırını yine insanlar belirliyor, çünkü duyulmamış, okunmamış, yeni duygulara hitap eden işler üretme kabiliyeti insanlara ait. Yapay zeka ise bir taklit makinesi. Birtakım yazarların tamamlanmamış işlerini tamamladığını, birini taklit ederek konuştuğunu ya da belli bir tarzda şarkılar yaptığını biliyoruz. Ancak bir üretime sanat diyebilmemiz için, içinde çok insani olan karakter ve kişilik unsurlarının yer alması gerekiyor. Bu çok geniş bir kavram, çünkü kişiliğin içine duygulardan dünya görüşüne kadar her şeyi dahil edebiliriz. Ama insanı üretime iten şey bu.

Sanat insanın icat ettiği bir şey, onu üretmek ve tüketmek de insana özgü. Yapay zeka sanat tüketemez, çünkü tüketim de insani bir şey ve burada yine işin içine kişilik giriyor. Sanat eserinin anlamını ortaya çıkarırken kullandığımız üçgeni hatırlayın. O üçgende sanatçı, sanat eseri ve izleyen var. Bunun üçgen şeklinde tasvir edilmesinin sebebi, bunların üçünün eşit değere sahip olması. Yani bir sanat eserinin anlamını ortaya çıkarma noktasında sanatçının niyeti kadar izleyenin ne anladığı da önemli. Bunlar birbirini tamamlıyor. Yapay zeka bu üçgenin hiçbir parçasına uymuyor. O ne bir sanat eseri, ne bir sanatçı, ne de bir sanat izleyicisi. Bu yüzden yapay zeka, bilinçli ve kişilik sahibi bir canlının icat ettiği, ürettiği ve tükettiği bir alana ancak taklit yoluyla dahil olabilir.

Sanat, İnsanın İnsan için İcat Ettiği Bir Şey

Yapay zeka

Bunu biraz daha açalım. Müzik ve estetik, insana, ya da en azından bilinçli canlıya özgü bir şey. Bu yüzden sürekli yeni müzikler yapılabiliyor, çünkü sanatın temelinde, sanatı icra edenin “Ben neyi severdim?” demesi yatıyor. Bu şekilde caz müzikten punk’a kadar çok çeşitli müzik türleri dinleyebiliyoruz. Müziği müzik yapan, ona bir insanın kendi kişiliğini, dünya görüşünü, yaratıcı üretime dair bakış açısını katması. Bunu çıkarırsak müzik, sadece birtakım notaların art arda ya da üst üste gelmesinden ibaret olur ki yapay zeka müziği de temelde budur, çünkü yapay zeka bir kişiliğe, karaktere, beğenilere, dünya görüşüne sahip değil. Bütün bunların hepsini insanlardan alıyor, yani yeni bir şey icat etmiyor. Onun kişiliği tamamen taklit, halbuki insanların kişilikleri kendilerine özgüdür. İnsan ve yapay zekayı birbirinden ayıran en önemli şeylerden biri belki de budur. Müzik de kendine özgü bir kişiliği, dünya görüşü olan insanların yine insanlar için icat ettiği bir sanat türü. “Yapay zeka sanat yapabilir mi?” tartışmasına bu açıdan bakalım. İnsanın insan için icat ettiği bir eğlence kulübüne sonradan dahil olan bir taklit makinesi, sanat üretebilir mi? Ürettiği şeye sanat denebilir mi?

Bunun dışında, insanlar neden yapay zeka müziği dinlesin ki? Birçok yerde dikkat çeken, yapay zeka müziği denince akla ilk gelen The Velvet Sundown’ın bile dinlenmeleri, kendisinin ve genel olarak yapay zekanın üzerine aldığı dikkate göre fazlasıyla düşük. Bunlara ek olarak yapay zeka üretimi, hem maddi açıdan hem de kaynaklar açısından maliyetli. Şu anda yapay zeka, yılda 23 kübik kilometre su tüketiyor. 1 kübik kilometre su ise bir trilyon litreye denk geliyor. Yani yapay zeka, her şeyden önce sürdürülebilir değil. Kaynaklarımız, bir grup milyoner ve milyarderin kararlarına göre, insanın ihtiyacı hiçbir şekilde gözetilmeden kâr için harcanıyor. Bu anlamda yapay zekanın ürettiği işlere sanat denip denemeyeceğinden çok daha acil tartışmalar var aslında.

Sonuç olarak, yapay zekanın herhangi bir sektörü ele geçirip geçiremeyeceği tartışmalarına ihtiyatlı yaklaşmak gerekiyor. Birçok zaman, farklı tartışmalarla ve gündemlerle yaratılan korku ikliminin, karar verme mekanizmasının başında olan insanlara yarar sağladığını, insanlığın insanlık için yaptığı her şeyin, kâr amacı güden bu tarz kuruluşlara zarar verdiğini unutmamak, gündemin ve genel ortamın buna göre şekillendiği günlerde akıl sağlığı açısından da önemli.