Genel Grev

Genel grev ne işe yarar: Seattle Genel Grevi

.

.

Özellikle 19 Mart’ta başlayan Saraçhane Eylemleri sürecinde duyduğumuz bir slogan, “Genel Grev, Genel Direniş” sloganıydı. Slogan henüz yerini bulmadı, hatta sonrasında 1 Mayıs’ta birçok kitle partisi ve sendikalar, 1 Mayıs alanı olarak Taksim’i değil, Kadıköy’ü seçerek kitlelerin tepkisini çekti. O zamanlardan beri artık kitlelerde aynı heyecan yok, ülke genelinde birçok eylem olsa da ya kitlelerin haberi olmuyor ya da kalabalığın içindeki Saraçhane heyecanı artık pek kalmadı. Ancak Türkiye’nin tarihinde büyük direnişler olduğunu bildiğimiz için her zaman bu potansiyelin olduğunu biliyoruz. Türkiye tarihinde belki genel grev diyebileceğimiz bir grev olmadı, ama bir 15-16 Haziran Direnişi yaşandı. Peki bir genel grev olsa neler olurdu? Tarihte yaşanmış bir genel grev olan Seattle Genel Grevi’ni inceleyelim.

Genel Grev Nedir?

Öncelikle genel grevin ne olduğuna ve neden yapıldığına (ya da yapılmak istendiğine) bakalım. Genel grev, birçok sektörden işçinin hep birlikte iş bıraktığı ve üretimi ve hizmetleri durdurduğu grevlere verilen isimdir. Grevler, işçilerin ekonomik mücadelesinin bir parçasıdır. Birçok sektörden işçilerin bir arada gerçekleştirdiği genel grevlerin birçok motivasyonu olabilir. Çalışma ve yaşam koşullarının artık herkes için dayanılmaz hâle geldiği anlarda iktidarı değiştirmek ya da sarsmak bunlardan biridir. Genel grevin işlevi, burada ortaya çıkar. Birçok farklı sektörden işçinin iş bırakması, yani üretimi durdurması, ekonomik anlamda büyük bir etkiye sebep olacaktır. Bu etki, iktidara ya da patronlara birtakım talepleri kabul ettirmek için kullanılabilir, çünkü aksi takdirde ekonominin aldığı etki gitgide artacaktır. Bu, iktidarlar ve patronlar için pazarlıkta alarma geçirici bir etkidir. “Gücümüz Birliğimizden Gelir” gibi sloganların kastettiği budur. Üretim gücünü elinde bulunduran insanların, bu gücün farkında olarak yönetimde de demokratik anlamda gerçekten söz sahibi olduğu yöntemlerden biri, grevlerdir. Şu anda da birçok iş yerinde işçiler hak talepleriyle grev yapıyorlar. Ancak genel grev, sadece bir iş yerine değil, bütün ülkeye etki etmeyi hedefler ve bir sektördeki bir iş yerini değil, birçok sektörü kapsar.

Genel grev
“Gücümüz Birliğimizden Gelir”

Seattle Genel Grevi

1919 yılında gerçekleşen Seattle Genel Grevi, Amerikan tarihinin unutulmuş olaylarından biridir. Ancak işçilerin gerçek gücünü, koca bir şehri durduracak kadar güçlü olduklarını gösteren bir olaydır.

Grev, 1919 yılında gerçekleşti. Bu yüzden önce 1919 yılının havasını oluşturan iki büyük olaya bir bakalım. 1919 yılından iki yıl önce, 1917 yılında, Bolşevik Devrimi gerçekleşmişti ve bir yıl önce ise 1. Dünya Savaşı sona ermişti. Savaşla birlikte şehirde reaksiyoner bir milliyetçilik vardı, bu da ortamı geren durumlardan biriydi. Savaş sona erdikten sonra, Macy Board kurumu ve Amerika’nın Acil Deniz Taşımacılığı Kurumu tarafından ülkenin diğer bölgelerinde tersane maaşları artırılmışken Seattle bölgesindeki işçilerin maaşı için bu geçerli olmamış, hatta bazı maaşlar düşürülmüştü. İşçiler bu durumu, sendikalı işçilerle diğer bölgelerdeki sendikalı olmayan işçilerin maaşlarını aynı seviyeye getirerek sendikaların gücüne bir darbe indirilmek istendiği şeklinde yorumladı. Grevin zeminini oluşturan temel olaylar bunlardı. Metal İşkolları Konseyi, 10 Aralık 1918’de grev oylamasını onayladı. İşverenlerle gerçekleşen başarısız pazarlıkların ardından işçiler, 21 Ocak 1919’da greve başladı.

1919 Seattle Genel Grevi
1919 Seattle Genel Grevinden Bir Kare

Grev, eyalet hükümeti ve tersane sahipleriyle çatışmada olan otuz beş bin tersane işçisinin katılımıyla gerçekleşti. Bütün şehir sessizliğe bürünmüştü. O zamana tanıklık eden Earl George, “Dalgalardan başka hiçbir şey hareket etmiyordu” diyor. Grev, tarihteki başka bir olaya benzemiyordu. Basın ise işçileri kötü gösteriyor ya da işçilerin küçük bir grup radikal azınlık tarafından grev yapmaları için baskılandıklarını söylüyordu. Yani hak mücadelesi veren insanlar, her yerde ve her zaman marjinalize edilmeye çalışılıyordu.

Oylamalar yapılıyor, greve devam edilip edilmeyeceği tartışılıyor, işçiler devam etmek istediklerini oylarıyla gösteriyorlardı. Gitgide daha fazla sendika greve katılma kararı aldıkça şehir de iyiden iyiye endişelenmeye başlıyordu. Basın elektrik ve ısınma gibi konularda yaşanabilecek sorunları işaret ediyordu. Bir grup yurttaş hakemlik yapmayı teklif etse de hükümet masaya oturmaya yanaşmadı. Bir grup işçi için verilecek tavizin artık hiçbir sözleşmeye saygı duyulmamasına sebep olacağını düşünmüşlerdi. Radikallerin ve Bolşeviklerin şehri kontrol altına almayı planladığına dair söylentiler yayılıyordu. Askerler, denizciler, makineli tüfekler olaya müdahil olmaya başlamış, yetkililer yurttaşlara sokağa çıkmamaları konusunda uyarılar vermeye başlamıştı. Ancak sendikal yayınlar, kendi emeklerinin yönetimi için demokratik bir çağrı yapmış olsalar da devrimci bir program ortaya koymuyorlardı.

6 Şubat Sabahı ve Grevin Sonlanması

Seattle Genel Grevi Günlerinden Bir Gazete Manşeti
“Grev Çağrısı, Bütün Sendikalar Sokağa” Seattle Genel Grevi Günlerinden Bir Gazete Manşeti

6 Şubat sabahı, 315.000 kişilik Seattle şehri, tamamen durdu. Halihazırda grevde olan 35.000 işçiye bir 25.000 sendikalı işçi daha katıldı. Tramvaylar durmuş, dükkanlar kapanmıştı. Genel Grev Komitesi hiçbir yaşamsal hizmetin; yemek, elektrik, ısınma gibi hizmetlerin durmadığından emin oluyordu ve sokakta şiddet gerçekleşmiyordu.

Baskı tehditlerine karşı işçiler düzenli davrandılar. Ancak grevi politik bir hedefin gerçekleşmesine itecek kadar da devrimci bir program ve motivasyon yoktu. Grevin düzen içerisinde gerçekleşmesi birtakım tehditleri boşa çıkarsa da tutku ve hevesin de giderek azalmasına sebep oldu. Grev sırasındaki faaliyet ve aktivitelerin eksikliğinden dolayı grevin başındaki yoğun yoldaşlık hissi de azalmıştı. Grevin üçüncü günü, bazı tramvay kondüktörleri, dükkan sahipleri ve çalışanları işlerine geri dönmeye başladılar. Grevi askıya almak üzerine oylamalar yapılıyordu. Bunlar, hâlâ greve devam eden, çoğunluğunu metal işçilerinin oluşturduğu işçiler tarafından reddedilse de en sonunda 11 Şubat’ta grev sona erdirildi, çünkü talepler karşılanmadığı gibi şehirdeki askeri mevcudiyet de artıyordu. Bu da bu seviyedeki bir müdahele karşısında genel grevin işlevinin ne olabileceği konusunda sendika liderlerini şüpheye düşürüyordu.

Bu şekilde grev, birkaç gün içinde başlayıp bitmiş oldu. Talepler karşılanmadı belki, ama işçiler olarak birlik olduğumuz zaman koca bir şehri kapatabileceğimizi, ve bunun hükümette nasıl bir korku yaratabileceğini görmüş olduk. Grev her ne kadar geniş çaplı bir katılıma ve etki alanına da sahip olsa, devrimci bir programın ve motivasyonun olmaması, mücadeleyi ve direnişi sadece ekonomik alana sınırlayan durumlardan biri oldu. Bu da işçi sınıfının mücadelesinin tamamını oluşturan ideolojik ve politik mücadelenin eksik kalmasına, yani çemberin açık kalmasına sebep oldu ve grev giderek sönümlendi.

Bunun benzerini Saraçhane sürecinde biz de yaşadık. Heyecan vardı, direniş vardı, ancak her direnişte olması gereken ideolojik ve politik temel yoktu. Bunlar olmayınca da direniş ruhu istediği kadar güçlü olsun, bir süre sonra sönümleniyor. Çünkü heyecan bir süre sonra gelip geçecek, ancak ondan sonra kitlenin disiplinli olmasını, mücadeleye devam etmesini ve kazanım elde etmesini sağlayacak olan şey politik ve ideolojik temel. Eğer bu temeller olmazsa, genel grev kadar kitlesel ve heyecanlı bir direniş bile kazanım elde edilmeden, birkaç gün içerisinde sönümlenebilir.

Sizce Saraçhane süreci neden sönümlendi? Neler daha iyi yapılabilirdi? Seattle Genel Grevi’nden, bu noktada Türkiye’deki mücadele açısından nasıl dersler çıkarılabilir?